|
| Son Yazılar |
|---|
| Çok Okunanlar |
|---|
| ÖMER HAYYAM VE RUBAİLERİ |
|
|
|
| Yazar Hüsnü Galip | |
| Pazar, 08 Temmuz 2007 | |
|
“Hayvanların ayakları altında çiğnenen her diken bir güzelin saçı, bir sevgilinin kaşıdır. Şarapların kubbesindeki her tuğla bir vezirin parmağı ve bir sultanın başıdır” O bir rind olarak yaşadı ve bir rındin hatırasını bu dünyaya bırakıp gitti. İnsan denen varlığın özünde taşıdığı hürlüğü ve aslı itibarıyla bu dünyaya ait olmadığının tefrikin de olarak, kendisini ifade etti.
Hayyam ve rubaileri doğu edebiyatının önemli figürlerinden biri olan ‘rind’i tanıyarak anlaşılabilir. Rind edebiyat figüründen ziyade hayat adamıdır. Sırtında yumurta küfesi taşımaya hiç niyeti yoktur, ancak bu dünyaya gelmiş olmanın başlı başına bir yük olduğunu tüm benliği ile yaşayandır. Yaradanı ile naz-sitem muhabbeti yapar, gayrısını dikkate değer bulmaz, yönetici kesimi küçümser, çoğu zaman ince bir mizahla aşağılar. O doğunun dışladığı ayrıksı kişiliktir, cemaatle var oluşu reddetmese de kendisini cemaate teslim edemez. Toplum’da onun tarzını ‘serser-serseran-tekbaşına’ kelimesi ile tanımlayarak arasına mesafe koyar. Serserandan anlamı daralarak bize kalan bir hatıradır serseri. O biraz korku, biraz merak ile uzaktan bakılan, bazı bazı itilip kakılan birisidir. O’nun ayrıksılığı ve herkes gibi olmaması rahatsız edici, düzen ve intizamımız için bir tehdittir. Doğunun hiyerarşik toplumsal dokusu içinde farklı bir nefes ve muhatabı için yaşayan vicdandır. »
Yorum yok Şu anda hiç yorum yok.
» Yorumu Gönder
|