Salı, 06 Ocak 2009
ÖMER HAYYAM VE RUBAİLERİ PDF Yazdır E-posta
Yazar Hüsnü Galip   
Pazar, 08 Temmuz 2007
“Hayvanların ayakları altında çiğnenen her diken bir güzelin saçı, bir sevgilinin kaşıdır.

Şarapların kubbesindeki her tuğla bir vezirin parmağı ve bir sultanın başıdır”

O bir rind olarak yaşadı ve bir rındin hatırasını bu dünyaya bırakıp gitti. İnsan denen varlığın özünde taşıdığı hürlüğü ve aslı itibarıyla bu dünyaya ait olmadığının tefrikin de olarak, kendisini ifade etti.

 

Hayyam ve rubaileri doğu edebiyatının önemli figürlerinden biri olan ‘rind’i tanıyarak anlaşılabilir. Rind edebiyat figüründen ziyade hayat adamıdır. Sırtında yumurta küfesi taşımaya hiç niyeti yoktur, ancak bu dünyaya gelmiş olmanın başlı başına bir yük olduğunu tüm benliği ile yaşayandır. Yaradanı ile naz-sitem muhabbeti yapar, gayrısını dikkate değer bulmaz, yönetici kesimi küçümser, çoğu zaman ince bir mizahla aşağılar. O doğunun dışladığı ayrıksı kişiliktir, cemaatle var oluşu reddetmese de kendisini cemaate teslim edemez. Toplum’da onun tarzını ‘serser-serseran-tekbaşına’ kelimesi ile tanımlayarak arasına mesafe koyar. Serserandan anlamı daralarak bize kalan bir hatıradır serseri. O biraz korku, biraz merak ile uzaktan bakılan, bazı bazı itilip kakılan birisidir. O’nun ayrıksılığı ve herkes gibi olmaması rahatsız edici, düzen ve intizamımız için bir tehdittir. Doğunun hiyerarşik toplumsal dokusu içinde farklı bir nefes ve muhatabı için yaşayan vicdandır.

Rindi edebiyata tüm güzelliği ile aktaran Hayyam’ı batı vasıtası ile tanımış olmakta doğunun(İran dışındaki doğu)utancı olmalı.

1700 lü yıllarda edebiyat tarihi araştırmacısı Thomas Hyde vasıtası ile Ömer Hayyam’ı tanıyan batı, kendi entelektüel-bireyinin doğudaki benzeri olarak algılar. İngiltere ve Amerika’da tanınmasına vesile olan Fitzgerald’ın Hayyam’ı materyalisttir ve bu haliyle sevgiye saygıya daha layıktır!

Hayyam rubaileri, kendisine aidiyeti tartışmalı olanlar dahil 1000 civarında olması, derleyici-mütercimi haliyle öne çıkarmakta. Asaf Halet Çelebinin 400 rubai seçimi ve tercümesindeki dil hassasiyeti beni de cezbetti. Hece yayınlarından nisan2003 tarihli çıkan 2 baskısı Hayyam’ın hayatı ve rubailer üzerine yazılmış giriş yazıları ile okuru kendisine davet ediyor.

Edebiyat naif bir sesle kulağımıza şöyle fısıldar;”Okur yazarını kendi seçtiğini sanır, aslında okuyucusunu seçen sanatkardır”

Hayyam, içimizdeki bir yerlere dokunarak şöyle seslenir;”ben, sendeki ‘la’ için bir muharrik gücüm al kullan ve devamını getir.” O’nun bir rubasi ile noktamızı koyalım.
“Tohumumu adem (yokluk)suyuyla ektiler; ruhumu gam ateşiyle tutuşturdular.
Toprağımın alındığı yere gidinceye kadar perişan, rüzgar gibi serseri bir halde dünyayı dolaşıp duracağım.”

» Yorum yok
Şu anda hiç yorum yok.
» Yorumu Gönder
Email (Üyeler adresinizi göremez)
İsim
Başlık
Yorum
 
SEO by Artio