Salı, 06 Ocak 2009
YİNE GEL PDF Yazdır E-posta
Yazar Lamia Yenişehirlioğlu   
Perşembe, 01 Kasım 2007
Pencereden baktı. Neredeyse gelir diye düşündü. Gerçi belli bir geliş saati yoktu, sağı solu da belli olmazdı ya neyse. Sabrı gittikçe tükenmekteydi. Bir an önce gelmeliydi. Artık içi içine sığmaz olmuştu. Ne zamandır hiç uğramıyordu. Yoksa unutmuş muydu kendisini? Yoksa bir daha gelmemek üzere terk mi etmişti? Bunun şimdilik mümkün olmayacağına dair hisler taşıyordu aslında. Zira, unutulmuş olsa hissederdi. Unutulmuş olsa ona dair ümitleri, sevinçleri silinirdi. Ama, onu özleyince hep karamsarlığa kapılır, bu tip düşüncelerin pençesinden kurtaramazdı kendini. Çoğu kişi kendisinin ona karşı olan bu anlatılmaz sevgisini karamsar ve melankolik kişilik yapısına bağlar ve nedense bir türlü de anlayamazlardı bunu. Kendisi de zaten hiçbir zaman bunu anlatmak için çaba göstermemişti. Çünkü biliyordu ki bunun anlatılması imkansızdı, bu bir his meselesiydi. Nedeni, niçini olamazdı. Yine biliyordu ki kendisiyle aynı duyguları taşıyan insanlar da yok değildi.Yorum yok
Devamını oku...
 
BİR ŞEBNEMDİR ADA(N)MAK, KEVSER HAVUZUNA PDF Yazdır E-posta
Yazar Yunus Emre Tozal   
Perşembe, 16 Ağustos 2007
Adamakla başlar hayatın serüveni ve adamakla başlar yüreklerde filizlenen güllerin kıvılcımı... Adadıklarımızla varırız mahşer alanına, sevgilinin huzuruna. Bir ışık olur adananlar; savaş alanında nurdan sütun olup parlarlar yıldızlar gibi… Sevgi çiçeği olurlar ölüm döşeklerinde; kelebeklerin çiçekleri koklayıp sevgiliye varması gibi varmayı beklerler boyunlarını bükmeden sevgiliye…

Adamak, özlemekle başlar uğruna adanılanı… Kaybettiğimiz yüreğimizi, yakarışlarda bulunduğumuz geceleri özlemekle; sevgiliyle geçen saniyelerin hasretiyle başlar adayış süreci hiralarda… Bazen gözyaşlarının yazdığı şiirin satır arasından, bazen de çarmıha gerdiğimiz süveydamızda ki ateşten sıçrayan kıvılcımların arasından buluruz adayış sürecini başlatan zamanı… O zamanla sıçrar, üstümüze çekeriz vefa yorganını…
Yorum yok
Devamını oku...
 
SEO by Artio