Şu anda hiç yorum yok.
Salı, 06 Ocak 2009
|
| Son Yazılar |
|---|
| Çok Okunanlar |
|---|
| ROMAN KİME KARŞI SAVAŞIYOR? |
|
|
|
| Yazar Tamer Hafif | |
| Çarşamba, 25 Temmuz 2007 | |
|
Bölünemeyecek en küçük şey olan atom uzun zamandır bölünüyor. Atom altı parçacıklar tabir edilenler, aslında zihni objeler. Çünkü boyutları yok. O halde birbirimizi kandırmayalım, bölünen sadece benim zihnim. Düşünün, sistemi anlamaya çalışıyorum ve ilke koyuyorum: “Sistem, kendisini oluşturan en küçük birimin bir sonucudur”. Bu andan itibaren en küçüğün peşindeyim. Onu anlarsam sistemi de anlarım ve anlamak için bölüyorum. Bilimleri bölüyorum: Kuramsal Bilimler - Uygulamalı Bilimler. Hayatı bölüyorum: Benim Hayatım - Ötekinin Hayatı. Ötekinin yerine Tanrıyı ya da toplumu ya da kamuyu koyabilirim. Ama her defasında bölünme önce zihinde başlıyor. Aslında bahsettiğimiz bölünme Batı’nın “Dünyasallaşması”dır. Formüle edilmesi Kant’a ait de olsa (fenomen-nomen) fikir babası Descartes’dir. Şu kadar ki; şuurun parçalanmaya direnen bir yanı da vardır. Bunu Descartes’in tam karşısında konumlanan duruşuyla ifade eden Pascal olsa da gerçek içeriğini Rebelais ve Cervantes’de yani romanda buldu. Gargantua’nın ilk yayınlandığı 1532’den bu güne Batının büyük “Hızlandırıcılarında” atom parçalanarak onlarca parçacık bulundu. Kuantum Fiziği kanunları, farklı iki tabiat keşfetti. İnsanın gündelik hayatında kullandığı aklı psikoz’a soktu. Diğer yandan teknoloji bölünmüş insanı kendisine kolaylıkla yabancılaştırdı. Ulus Devletler din-dil-ırk farklılıklarını absorbe etmek için alt kimlik-üst kimlik kavramlarını geliştirmek zorunda kalırken, sosyoloji-antropoloji-psikoloji bu zorunluluklara cevap verebilmek için bin parça olurken insan tabiatından bir karşı eylem geldi: Roman. Rasyonel insanın tersine romanın seyri, Fielding’in pikaresk romanından başlayan insanın dışından ve çoklu anlatım Dostoyevski, Proust, Woolf benzeri romancılarla içten ve insanı kurucu, bütünlüklü bir yapıya doğru yol almıştır. Ya da başka bir ifade denersek, “roman insanın dünyadaki sergüzeştini anlatmaktan, dünyanın insandaki sergüzeştini anlatır hale gelmiştir”. Artık dünya ancak roman insanında anlaşılabilecek onun bir parçasıdır. Bu anlamıyla olgunlaşan roman Kant karşıtı “nomenal” bir içeriktir. Biraz daha ileri gidip “rasyonel insanın karşı konulmaz parçalayıcı eyleminin karşısında durabilecek yegâne güçlü karşı eylem romandır” dersek kimileri bunu yadırgayabilir. Ancak romandan başka hiçbir araç bize bu imkânı veremez. Camus’un Yabancısını okuduğunda insanlar yalnızlığın duvarına çarptılar. Suç ve Ceza’da masumdaki katili gördüler. Yüz Yıllık Yalnızlıkta aynı anı tekrar tekrar yaşadığımızı fark ettik. İnsanın, parçalanması mümkün olmayan yekpare bir bütün olduğunu derinden hissediyoruz. Yekpare aynı zamanda sınırı belirsiz yani ucu bucağı belli olmayan bir okyanus insan. Hem iyi hem kötü ya da ne iyi ne kötü ama anlayabileceğim tek şey. »
Yorum yok Şu anda hiç yorum yok.
» Yorumu Gönder
|
| < Önceki |
|---|